” Robert hep, ‘Hiçbir şey sen görmeden tamamlanmış sayılmaz’ derdi.”  Çoluk Çocuk Patti Smith sayfa 56

ben seni anlatıyorum bazen.sen de öyle.kendini anlatıyorsun.

ziyanı yok.yatak dediğin soğuk olmaz mı zaten.

   ”Nihal sana nasıl aşık olmaz Çetin! Seni bir şey tamir ederken, iki elin de dolu ağzında sigarayla görse, sigaranın dumanını kendinden uzak tutmak için dudaklarını yana kaydırışını, dumandan yanan gözlerini kısmanı, kırpıştırmanı görse…Askerdeyken çektirdiğin o fotoğrafı görse örneğin…Gördü mü o fotoğrafı? Üniformanla ayakta durmuş gülümsüyorsun, ellerini önünde kavuşturmuş, kalın parmaklı, güven veren ellerini.Yumurta kırışını gördü mü? ”Ciddi” sözcüğünü aynı Murat ağabey gibi söylediğini duydu mu?

     Fasulyeye tuz, fesleğen ve şeker koymak için mutfağa girdik.Bir fasulyeyi dişlerinin arasında evirip çevirerek, ağzına hava çekerek dedin ki : ”Pişişşşmek şüzeşşre!” 

Bizim Büyük Çaresizliğimiz/ Barış Bıçakçı sayfa 102

‎’Birbirinize karşı bu kadar önlem aldığınıza göre„
sizler dürüst insanlar değilsiniz..’

Safdil / Sadık - Voltaire

sen küçükken bi resim çizmek istemiştin.ama sözcüklerin dili daha açık,akranlarınsa gevezeydi.

 Temeli hayranlık duygusuna dayanan hiçbi yakınlık uzun sürmez.Seni kendinden üstün gören bi kimseyle yakınlık kurmamalısın zaten.Pürüzleriyle kaldıramayacağı bişeyi sevmeye kalkmak ahmaklık olur onun için.

 Tökezlediysen düştün demektir bi kere.Eksiksen bitmişsindir.Hayranlık duyan kimse acımasızdır çünkü.Sen yanında durursun.Oysa o yanındakini görmez.Seni hep yukarda görmek ister tatlı canı.’Yukarda’ uzak olsa da farketmez.Onun gözleri hep yukardadır zaten.

O zaten hep ordadır ve savunması da budur.Övgüleri kauçuktur ve bir ünlem taşır yanında daima.Seni sevmek ister.Beceremez.

Hayran kişi denkliği de, kendine denk bişeyi de sevemez çünkü.

dün babamın yanaklarını öptüm.her ikisini birden.

cocuk:

Biz bazı arkadaşlarla o dönemde izlenebilecek en komik videoları izledik, aynı arkadaşlarla güzel şeyler yiyip, içtik. Yeterince kahve pişirip, yeterince çay demledik. Mümkün mertebe aynı evi paylaştık, yeri geldi paslaştık, yeri geldi kaynaştık ya.

Güzel günlerdi ve bitti ya. İyi ki.

Radiohead’in yeni albümünün sik gibi gelmesiyle çok alakası var. Radiohead’in yeni albümü sik gibi değildir yoksa.

Muhtemelen.

Reblogged from cocuk with 20 notes

‘sanırım başıma gelen şey için fena halde kızabilirdim.ama dünyada bunca güzellik varken kızgın kalmak oldukça zor.bazen hepsini bir anda görüyormuşum gibi geliyor.ve bu çok fazla.kalbim,patlamaya hazır bir balon gibi oluyor.sonra sakinleşmeyi hatırlıyorum.ve tutunmaya çalışmaktan vazgeçmeyi.o zaman yağmur gibi üstümden akıp geçiyor.ve sonsuz bir minnet duyuyorum.küçük ve aptal hayatımın,her bir anı için.’   american beauty 

https://www.youtube.com/watch?v=yH_CfkNUC_g&feature=player_embedded

sarhoşken veya kendinde değilken kibar olan insanları seviyorum.sıkça özür dileyen.sıkça teşekkür eden.en azından o an için,birilerini incitmekten delicesine korkan.

küçükken insanların öldüklerinde,bedenleri yerine, ruhlarının niteliğine göre biçimlendirileceğine hayal ederdim.çoğunlukla da kişiye özel farklı renklerde gaz bulutları olurdu bunlar.ama eğer birer hayvan olsalardı.benimki şüphesiz iri ve kaba bir bizon olurdu.

küçükken insanların öldüklerinde,bedenleri yerine, ruhlarının niteliğine göre biçimlendirileceğine hayal ederdim.çoğunlukla da kişiye özel farklı renklerde gaz bulutları olurdu bunlar.ama eğer birer hayvan olsalardı.benimki şüphesiz iri ve kaba bir bizon olurdu.

abim,

her okul çıkışı evimize giden yolun yakınlarındaki tarladan anneme çiçek toplayıp getirirmiş.bir gün üstü başı çamur içinde, kucağında toplayabildiği kadar toprakla gelip ‘hiç çiçek kalmadı’ demiş.

aynı dönemlerde,bisikletle  gözü kapalı yokuş aşağı kaç saniyede inebileceğini merak eden abim, eve kanlar içinde dönüp aynadaki suratına baktığında gülümseyerek ‘sonunda kendi karikatürümü çıkardım’ demiş.6-7 yaşlarındaydı.karikatür çizmeye bayılırdı.bir daha asla eskisi kadar dokunaklı olmadı.ama bu tür hikayeler bazı insanların yetişkinliklerini katlanılır kılmaya yetiyor.

şimdilerde günde 68 bardak çay içip modası geçmiş strateji oyunları oynamayı seviyor.almanca konuşurken kekelemez.şarkı söylediğinde de.sigarası More berbat kokar ama parası olmadığında daha az içiyor.

bense biraz önce ‘strateji’ kelimesini doğru yazıp yazmadığımdan emin olmak için google’a yazıp kontrol ettim.

ablalarımla tanışan herkesin ilk tepkisi, suçlayan bakışlarla bana dönüp aynı soruyu sormak oluyor;

‘sen niye renkli gözlü değilsin?’

Üzülecek neyin varsa tüketiyorum şimdiden.Nerden baksan sıcak iklime yakışmıyor çünkü hüzün.Ortancalar mavi,günlerse uzun.Bi kuş vursan,kara gömemezsin. Şubat.